İletişimde Dinlemenin Önemi Üzerine Bir Hatırlatma Denemesi...

          Kendimizi doğru ifade edebilmek, dünyayı doğru algılayabilmek için sağlıklı iletişim kurabilme becerilerimizi geliştirmeliyiz. İletişimin önkoşullarından biri de “ dinlemenin ” önemini kavramak ve gereklerini yerine getirmek yönünde davranışlar sergilemektir. Hepimizin “ anlaşılmadığımızı ” düşündüğümüz çağımızda - dinlemek – için ayrı bir parantez açmak gerekir...

          Günlük yaşamda karşılıklı konuşurken, bir tartışma programında katılımcılar görüşlerini dile getirirken; sözünün kesilmesinden, dinlenilmediğinden şikayet eder ve ses tonu gittikçe yükselir. Bir süre sonra taraflar kırgınlık, kızgınlık ve bıkkınlık içinde iletişimi kesmeye yönelik davranışlar gösterir.

           Halbuki dinlemeyi bir öğrenebilsek ve dinlediğimizden konuşan taraf emin olsa, ilişkilerimize bambaşka bir güven, huzur ve mutluluk yansıyacaktır. İletişim kopuklukları ve kazaları ortadan kalkacaktır. Bilgi düzeyimiz yükselecektir. Eski Sirach yazıtına göre “ Dinlemeyi seversen, bilgi kazanırsın ve eğer kulak kabartırsan akıllı olursun. ”

           Geliştirilmesi gereken iletişim becerilerinden belki de en önemlisi dinleme becerisidir. Çocuklarımız ile, eşinizle, arkadaşınızla konuşurken “ can kulağı ” ile  din lendiğiniz duygu ve düşüncesi mutlu olmanızı sağlayacaktır. Mesajların iletilmesi kadar alınması da önemlidir. Aktif bir dinleyici olmak için neler yapmalıyız, bunları inceleyelim:

 Öneriler:

            1-       Sabırlı olun ve karşınızdaki insanın iletmeye çalıştığı mesajına saygı duyun.

2-       Konuşan kişiye dikkatinizi verin, dikkatinizi dağıtacak başka şeylerle ilgilenmeyin.

3-       Konuşan kişinin söylediklerini, zaman zaman kendi cümlelerinizle özetleyin ve karşınızdan teyit alın.

4-       Önyargısız dinleyin. Herkesten yeni bilgiler edinebilirsiniz.

5-      Egonuzu ön plana çıkarmayın. Egosu kuvvetli kişiler, kendilerini konuşan kişiden daha üstün görüp, onun söylediklerini dinlemeyebilir.

6-       Konuşan kişinin beden diline dikkat edin. Söylediklerini beden dili tamamlıyor mu?

7-       Nasıl söylendiğini değil, ne söylendiğini dinlemeye çalışın.

8-       Konuşanın anlattıklarını sonuna kadar hiç araya girmeden dinleyin.

9-       Önemli noktaları not alın. Yazmak, dikkatinizi daha kolay toplamanızı sağlayacaktır.

10-   Karşı taraf konuşurken onun söylediklerine vereceğiniz cevapları değil onun ifade etmek istediklerini düşünün.

Dinlemeyi başardığınızı varsayalım. Konuşan kişiyi dinlediğinizi, bir de beden dilinizle gösterdiğinizde, konuşan kişinin saygısını ve güvenini daha kısa zamanda kazanabilirsiniz.

Dinlerken bedenle hafifçe öne doğru eğilmek, baş sallamak, göz temasında bulunmak, iyi dinleyici olduğunuzu karşınızdaki kişiye gösterecektir. Sözel olarak da dinlediğinizi belirten sesler çıkarabilir; “ evet, hımm, anlıyorum,tabii ” gibi sözcüklerle, dinlediğinizi gösterebilirsiniz. Bu sözel teyitler, özellikle birbirimizi görmediğimiz, sadece dinleyebildiğimiz telefonla iletişim halinde iken mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Dinlemek karşınızdaki kişiye “ saygı duymanın, sana değer veriyorum ” mesajı vermenin en iyi yoludur. Konuşmak için bir nedeni olan herkesi, dinlemek için de bir neden, mutlaka vardır.

Dinlemek okul sonrasında kullandığımız en yaygın öğrenme yoludur. Kendinizi incelerseniz, okul sonrası öğrendiklerinizin pek çoğunu dinleyerek öğrendiğinizi görürsünüz. Ayrıca dinlemek en kolay öğrenme yoludur. Kitap okuduğumuzdaki yorulma düzeyi ile, birini dinlerkenki yorulma düzeyi farklıdır. Göz kulağa göre daha az yorulmaktadır.

 İnsanların dinlerken yorulmalarına neden olan şey nedir?350 numaralı yol!

Şöyle ki, bir insanın beyni dakikada ortalama 500 kelime işleyebilmektedir.Buna karşın konuşan bir insanın, bir dakikada kullanabileceği kelime sayısı en fazla 150 kelimedir. Bunu da at yarışı sunucuları başarabilmektedir.

 Dakikada 500 kelimeye ihtiyaç duyan beyin, konuşmacının gönderdiği 150 kelimeyi yetersiz bulmakta, kelimeler arasındaki sessizliklerde başka konulara atlamakta, konuşanın ifadelerine sadık kalamamaktadır. İşte bu duruma iletişim dünyasında 350 numaralı yol denmektedir.

 Hayatımızı daha anlamlı kılmak için mücadele ederken, dinleme konusunda harcayacağımız emekle insanları anlama mutluluğunu yaşama konusunda, kendimize önemli bir olanak yaratmış oluruz. Kendimizi disipline ederek ve irade gücümüzü kullanarak daha iyi dinleme becerileri kazanabiliriz. Sadece ilişki halinde olduğumuz insanları, konuşmacıları üzmemek için değil, kendi kişisel gelişimimizin bir parçası, niteliğimizi yükseltmek için dinleme becerilerimizi geliştirmek, yenilenmek zorundayız.
   

 

 Hazırlayan

Memduh Gümüş

Psikolog

Not:Kaynak olarak, Özlem Çakır’ın, Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj (Yapı  Kredi Yayınları, Mayıs 2002), adlı kitabından yararlanılmıştır.

Yorum Yaz